Memzworld, AKP, CHP, MHP, Siyaset, Politika, Ataturk, Laiklik, Canakkale <data:blog.pageName/> | <data:blog.title/>



Memzworld - T.C.

Teknoloji, Genel Kultur, Bilgi ve Haber Blog'una Hoşgeldiniz! - Blog'umuzu ziyaret ettiginiz için çok teşekkur ederiz!

Create your own banner at mybannermaker.com!
Copy this code to your website to display this banner!

Kategoriler

Turk Komandosu - Turkish Comando
















30/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Olu Terorist Resimleri (PKK Lesleri)








30/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Turk Silahli Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanligi Resimleri -






















29/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Turk Silahli Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Konutanligi, Turk Hava K



28/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Turk Silahli Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Konutanligi, Turk Hava K























28/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Turk Silahlı Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri Komutanlıgı ( Bilgi)

KURULUŞ YILLARI:

Dünyanın ilk askeri havacılık teşkilatlarından biri olan Türk Hava Kuvvetlerinin tarihçesi, 1909 yılına kadar uzanmaktadır. Türk ordusunda havacılıkla ilgili ilk çalışmalara 1909 yılında başlanmış, 1910 yılında bu çalışmalar geliştirilmiş ve Avrupa'ya bir inceleme kurulu, Paris'te toplanan Uluslararası Havacılık Konferansı'na da bir heyet gönderilmiştir. 1910 yılı sonlarına doğru ise, artık Türk Ordusu'nda havacılık konusunda kesin karar verilmiş ve havacı personel yetiştirilmek üzere birkaç subayın Avrupa'ya eğitime gönderilmesi öngörülmüştür. Ancak, Türk Ordusu'nun yüksek komuta katında havacılık alanında alınan bu önemli karara rağmen, ülkenin o tarihlerde içinde bulunduğu mali zorluklar nedeniyle gerekli ödenek bulunamamış ve 1910 yılında bu emrin gereği yerine getirilememiştir.

M.Şevki Paşa
Milli savunma bakımından, havacılığın gelecekteki önemini gören Harbiye Bakanı Mahmut Şevket Paşa, konuyla yakından ilgilenmeye devam etmiş ve 28 Haziran 1911'de yapılan sınavda en yüksek notu alan Süvari Yüzbaşı Fesa ile İstihkam Teğmen Yusuf Kenan Beyler, uçuş eğitimi için Temmuz 1911'de Fransa'daki Bleriot Fabrikası'nın uçuş okuluna gönderilmiştir.
Bu gelişmelerin olduğu sıralarda yani 1911 yılında, Kurmay Yarbay Süreyya (İlmen) Bey, havacılık teşkilatını kurmakla görevlendirilmiş ve Türk Ordusunun ilk resmi havacılık kuruluşu da, Harbiye Bakanlığı Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliğinin 2'nci şubesi bünyesinde "Havacılık Komisyonu" adıyla 1911 yılında faaliyete geçirilmiştir.
Süreyya Bey

İlk Hava Teşkilatımız
Böylece, günümüzdeki modern ve ileri teknolojiye sahip olan havacılığın ilk temeli olarak kabul edilen, 17 Aralık 1903 tarihinde Wilbur ve Orwille Wright kardeşlerin ilk motorlu uçağı sembolik anlamda da olsa havalandırmayı başarmalarından sekiz yıl sonra ve 1909-1912 yılları arası askeri havacılık teşkilatlarını kuran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya ve Rusya ile hemen hemen aynı yıllarda Türk askeri havacılık teşkilatı da dünya havacılık teşkilatlarının ilk sıralarında yerini almıştır.

1911 - 1918 YILLARI ARASINDA TÜRK HAVA KUVVETLERİ:

21 Şubat 1912'de Yüzbaşı Fesa Bey uçuş eğitimini başarıyla bitirmiş ve Fransızların 780'inci, Türk Ordusunun da 1 nolu brövesini, Yusuf Kenan Bey ise Fransızların 797'inci brövesini alarak yurda dönmüştür. Aynı yıl, 8 Türk subayı daha Fransa'ya uçuş eğitimine gönderilmiştir. Böylece, 1912 yılı başlarında Türk Ordusu ilk pilotlarına ve ilk uçaklarına kavuşmuş, 3 Temmuz 1912'de de Yeşilköy'de (İstanbul) Hava Okulunun (uçuş okulu) açılmasıyla Türk Ordusu, uçucu subaylarını ülkesinde yetiştirmeye başlamıştır. Türk askeri havacılığının gelişmesinde ve güçlenmesinde en önemli aşamalardan birisi olan Hava Okulu'nun açılmasından sonra Türk Ordusu'nda havacılık çalışmaları hızlanmış, personel sayısı çoğalmış ve kısa zaman içerisinde birliklerde hava bölükleri (tayyare bölükleri) kurularak havacılar aktif kıt'a görevi yapmaya başlamışlardır.

1912-1913 Balkan Savaşı'nın birinci safhasında, henüz yeterli seviyede tecrübe kazanmamış olan Türk havacıları arzu edilen şekilde başarı gösterememiş, ikinci safhasında ise büyük başarılar elde etmişlerdir. Balkan Savaşı'nın sona ermesiyle, Türk havacılığının ıslahı ve geliştirilmesine başlanmıştır. Bu çalışmaların paralelinde yeni uçaklar alınmış ve Haziran 1914'de Yeşilköy'de Deniz Hava Okulu (Bahriye Tayyare Mektebi) kurulmuştur.


Yeşilköy Balonu
1914 yılında hava kuvveti Kıtaatı Mevaki-i Müstahkeme Müfettişliği emrinden alınmış ve Muhabere ve Muvasala Şubesi'ne bağlanarak "Teşkilat-ı Havaiye Müfettişliği" adını almıştır. 1914 yılında 1'inci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla ıslahat ve geliştirme çalışmaları durmuştur. Müteakiben, 1915 yılında bir kısım Alman havacı personel Türk Hava Kuvvetlerine gelmiş, bir kısım Türk havacısı da Almanya'ya uçuş eğitimine gönderilmiştir. 


1915 yılı sona ermeden tayyare miktarı çoğalması sebebiyle genel karargah emrinde 13'üncü Sahra Seyri Havaiye Şubesi kurularak havacılık işleri buraya verildi. Kasım ayında da 13'üncü şubenin adı "Umur-u Havaiye Müfettişliği" olmuştur.

15 Şubat 1915 tarihinde müfettişlikten başka Harbiye Dairesi Dokuzuncu (havacılık işleri) Umur-u Havaiye Şubesi kurulmuş ikmal ve tedarik işleri bu şubeye verilmiştir. 

Türk Hava Kuvvetleri bu dönemde, Hava Okulu, Hava (tayyare) İstasyonları, Hava (tayyare) Bölükleri, Sabit Balon Bölükleri, Uçaksavar topçu birlikleri ve Meteoroloji İstasyonları şeklinde teşkilatlanmıştır. Deniz hava bölükleri (deniz tayyare bölükleri) ve Deniz Hava Okulu da Bahriye Bakanlığı kuruluşunda görev yapmıştır.


İlk Düşman Uçağı Düşürme


İlk Tayyarecilerimiz

16 Mayıs 1916 tarihinde yapılan bir değişiklikle, kara ve deniz havacılığı, Genel Karargah (başkomutanlık) Havacılık İşleri Müfettişliği ve 9'uncu Umuru Havaiye Müfettişliği emrinde birleştirilmiştir. Ayrıca, bu dönemdeki teşkilatlanmanın ana gücünü oluşturan hava (tayyare) bölüklerinin bazılarında, sadece Türk havacı personeli, bazılarında ise Türk ve Alman havacı personeli müştereken görevlendirilmiş, bölüklerin taktik sevk ve idareleri de emrine verildiği ordulara bırakılmıştır. 

1'inci Dünya Savaşı döneminde Türk Hava Kuvvetleri, yukarıda belirtilen yapısıyla, Galiçya'dan, Yemen'e, Kafkasya'ya kadar çok geniş bir alanda ve değişik cephelerde savaşa katılmıştır.

29 Temmuz 1918'de (Umuru Havaiye Müfettişliği) Havacılık İşleri Müfettişliği ismi, Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği) olarak değiştirilmiş ve yeniden teşkilatlanmaya başlanmıştır. Ancak,bu tarihten kısa bir süre sonra, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1'inci Dünya Savaşı'nda yenilgiyi kabul etmesi ve 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nin imzalanması üzerine, itilaf devletleri tarafından başta İstanbul olmak üzere ülke işgal edilmiş ve bu tarihten itibaren de Türk askeri havacılığında yeni bir döneme girilmiştir. 

Fethi Bey

1918 – 1923 YILLARI ARASINDA TÜRK HAVA KUVVETLERİ:

Mondros Mütarekesi hükümlerinin uygulanmasıyla, orduda terhis işlemleri yapılmaya başlanmış, Alman havacı personel ülkeden ayrılmış ve 29 Temmuz 1918’de yeniden yapılanmaya çalışan Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği Umumiliği) kadroları boşalmış, sadece kağıt üzerinde bir ad olarak kalmıştır.Bununla birlikte, Türk havacı personelin büyük gayretleriyle 1'inci Dünya Savaşı’ndan kalan uçaklarla İstanbul, İzmir ve Konya’da birer hava (tayyare) istasyonu, Elazığ ve Diyarbakır’da da birer hava (tayyare) bölüğü oluşturulmaya çalışılmış, gerek personel, gerekse uçak ve malzemeler anılan yerlerde toplanmaya başlanmıştır. Bu sıralar da, Türk milletinin bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğünün sağlanması için Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Anadolu’da Kurtuluş Savaşı başlamış ve Türk havacıları da bu mücadelede yerini almak için Anadolu’da Konya Hava İstasyonuna katılmışlardır.
 

2.BL Alaşehir

Olaylar bu şekilde gelişirken Osmanlı Hükümeti Harbiye Nezareti , 25 Haziran 1920 tarihli emriyle, Hava Kuvvetleri Genel Müfettişliği'ni lağv etmiş ve personelini de dağıtmıştır. Böylece, Türk askeri havacılığı teşkilatsız, personelsiz, araç ve gereçsiz bırakılmış, diğer bir deyişle Osmanlı dönemi Türk havacılığı da sona ermiştir. 

23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasından sonra ilk iş olarak düzenli ve disiplinli orduların kurulmasını esas kabul etmiş ve bu esasın paralelinde, Ankara hükümeti Milli Savunma Bakanlığı’nın 13 Haziran 1920 tarihli emriyle, Harbiye Dairesi'ne bağlı olarak Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi kurulmuştur.

Yeni Türk Devleti’nin ilk hava teşkilatının faaliyete geçirilmesinden sonra, eldeki kırık-dökük uçakların onarılmasına, malzeme temin edilmesine çalışılmış ve bu tarihlerden itibaren de Türk havacıları yokluklar içinde, ancak inançla doğu ve batı cepheleri harekatına katılarak görevlerini yerine getirmişlerdir. 

1 Şubat 1921 tarihinde teşkilat değişikliği yapılmış ve Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi'nin ismi de Hava Kuvvetleri Genel Müdürlüğü (Kuva-yı Havaiye Müdüriyeti Umumiyesi) şeklinde değiştirilmiştir.

Müteakiben, 5 Temmuz 1922 tarihinde bir teşkilat değişikliği daha yapılmış, Hava Kuvvetleri Genel Müdürlüğü yerine tümen yetkisinde Hava Kuvvetleri Müfettişliği (Kuva-yı Havaiye Müfettişliği) kurulmuştur.

Aviatik Uçağı

1923 – 1944 YILLARI ARASINDA TÜRK HAVA KUVVETLERİ :

Yüce önder Atatürk tarafından, yeni Türk Devleti’nin varlığı, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün bütün dünyaya kabul ettirilerek 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, çağdaş havacılığa uyum sağlayacak güçlü bir hava kuvvetinin kurulması için çalışmalara başlanmıştır. 1923 yılında, 3 hava (tayyare) bölüğü, 1 deniz hava (tayyare) bölüğü ve bir hava okulundan oluşan Hava Kuvvetleri Müfettişliği’nin gücü 1926 yılına kadar geçen dönem içinde gittikçe arttırılarak, hava bölüklerinin sayısı 10’a, deniz hava bölüklerinin sayısı ise 3’e çıkarılmış ve bölükler, grup komutanlıkları ve hava (tayyare) istasyon komutanlıkları bünyesinde sevk ve idare edilmiştir. 1924 yılında, uçuş eğitimi için diğer ülkelere personel gönderilmesine başlanmış, 1925 yılında Eskişehir’de Hava Okulu yeniden kurulmuş ve aynı yılın ekim ayında Hava Okulu ilk mezunlarını vermiştir


3üncü Alay Supermarine Uçağı
 1928 yılında Hava Kuvvetleri Müfettişliği lağv edilerek Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde Hava Müsteşarlığı kurulmuş, grup ve hava (tayyare) istasyon komutanlıkları kaldırılarak hava (tayyare) taburları oluşturulmuştur. Anılan hava birlikleri, harekat ve eğitim yönünden Genelkurmay Başkanlığı’na (Erkanı Harbiye-i Umumiye Riyaseti), lojistik destek yönünden Hava Müsteşarlığı’na bağlanmıştır. Aynı yıl, havacılığın pilot dışındaki diğer ihtisas ve branşları ile ilgili elemanlarının, ihtiyaç duyuldukça kurulan okullarda yetiştirilmesine başlanmıştır.

 1930 yılında, eğitim için Fransa ve İngiltere’ye gönderilen personele ilave olarak, İtalya ve ABD'ye de eğitim için personel gönderilmiştir. 

1932 yılında, hava (tayyare) alayları kurulmuş ve 1 Temmuz 1932 tarihinde yürürlüğe giren bir kanunla havacı personel ayrı bir muharip sınıf olarak kabul edilmiştir. (Bu tarihe kadar, başlangıçtan itibaren olduğu gibi, Kara ve Deniz Kuvvetleri’nden seçilerek yetiştirildikten sonra Hava Kuvvetleri’nde görevlendirilen personel, Hava Kuvvetleri’nde görev almadan önceki sınıftan sayılmaktaydı).

 1933 yılından itibaren Türk havacıları, havacılığın sembolü olan mavi renkli üniformayı giymeye başlamışlardır. 1937 yılında Hava Harp Akademisi açılmış, 22 Mayıs 1939 tarihinde de hava tugayları kurulmuştur. 

1940 yılında envanterindeki uçak sayısı yaklaşık 500 civarına ulaşan Hava Kuvvetleri, Balkanlarda en güçlü hava kuvveti haline gelmiş ve 2'nci Dünya Savaşı süresince, Türk Hava Kuvvetleri muhtemel bir savaşa karşı daima hazır olarak muhafaza edilmiştir. 

16 Ağustos 1943 tarihinde hava tugayları tümen seviyesine çıkarılarak Hava Tümeni ismini almıştır.

1944 YILINDAN İTİBAREN TÜRK HAVA KUVVETLERİ:

1940 yılından itibaren lojistik destek yönünden Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki Hava Müsteşarlığı’na, harekat ve eğitim yönünden Genelkurmay Başkanlığı’na (Hava Müşavirliği) bağlı olarak faaliyet gösteren Hava Birlikleri’nin, 1944 yılında tek bir komuta altında toplanmasına karar verilmiş ve bu amaçla 31 Ocak 1944 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı kurulmuştur. Böylece, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ilave olarak, Türk Hava Kuvvetleri de,  Türk  silahlı kuvvetleri bünyesinde ayrı bir komutanlık  hüviyetine  kavuşmuştur. 4 Şubat 1944 tarihinde kolordu seviyesinde fiilen faaliyete geçirilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın teşkilatlanmasında, sadece muharip hava birlikleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlanmış, lojistik destek birlikleri Milli Savunma Bakanlığı’na, eğitim kuruluşları da Genelkurmay Başkanlığı’nın kuruluşunda bırakılmıştır. Türk Hava Kuvvetleri’nin Hava Kuvvetleri Komutanlığı ismini aldıktan sonra komutanlığa da ilk olarak Korgeneral Zeki Doğan atanmıştır.

1947 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığı, ordu seviyesine çıkarılmış ve 1948 yılında lojistik destek kuruluşları, 1950 yılında da Hava Harp Akademisi dışında kalan bütün hava birlik ve kurumları Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlanmıştır. 

Müteakiben, havacılığın gelişen teknolojisine bağlı olarak, havacılığın pilot dışındaki diğer ihtisas ve branşları ile ilgili elamanların yetiştirilmesi için çeşitli dönemelerde açılmış olan okullar, 1950 yılında tek komuta altında toplanmış ve bu amaçla Hava Teknik Okullar komutanlığı kurulmuştur.

Yukarıda belirtilen hususlara ilave olarak, Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki uçak tipleri bakımından da 1950 yılında önemli bir gelişme daha olmuş ve jet uçaklarının alınmasına karar verilmiştir. Bu nedenle, 15 Ekim 1950’de ABD’ne jet eğitimi için 8 uçucu personel gönderilmiş ve anılan personel 31 Ağustos 1951’de eğitimlerini tamamlayarak yurda döndükten sonra, jete intibak öğretmeni olarak görevlendirilmiştir. 

Aynı yıl Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda üs ve filo kuruluşuna geçilmeye başlanmış ve Balıkesir’de kurulan 9'uncu Jet Üs Komutanlığı, Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk jet üssü, 191, 192 ve 193'üncü filolar da ilk jet filoları olmuşlardır.

Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya girmesinden sonra, jet uçaklarına geçiş dönemi hızlanmış, pervaneli uçaklar hizmet dışı bırakılmıştır. Haziran 1962 yılında, hava tümenleri kolordu seviyesine çıkarılarak Taktik Hava kuvveti ismini almıştır. 

30 Ağustos 1956 tarihinde Hava Eğitim Kolordu Komutanlığı kurulmuş ve Türk Hava Kuvvetleri’nin eğitimle ilgili bütün birlik ve kurumları da bu komutanlık emrinde toplanmıştır. 1957 yılında Hava Eğitim Komutanlığı adını almıştır. Kurulduğundan itibaren, jet uçaklarına geçildiği 1951 yılına kadar geçen her dönem içinde, eğitim ve beceri durumu çağın gerektirdiği seviyeye ulaştırılmış ve bu duruma süreklilik kazandırılmış olan Türk Hava Kuvvetleri personelinin bu özelliği jet uçaklarına geçilmesinden sonra da kaybolmamış ve övünç kaynağı olmuştur.

Hava Harp Okulu Yemin Töreni

Anılan dönem içinde Türk pilotlarının, 1954–1955 yıllarında yapılan uluslararası askeri pentatlon yarışmaları uçuş rallisinde üst üste iki yıl birinci olarak Challenge kupasını kazanmaları NATO güney doğu bölgesinde 1955 yılında yapılan hava atış yarışmaları ile 1971 yılında yapılan Best Hit hava atış yarışmalarında birinci, 1972 yılında yapılan best hit hava atış yarışmalarında ikinci, 1973 yılındaki hava atış yarışmalarında tekrar birinci, 1975 yılında yapılan askeri pentatlon yarışmalarında da birinci olmaları ve nihayet 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türk Hava Kuvvetleri’nin başarıları, Hava kuvvetleri komutanlığı personelinin eğitim ve beceri seviyelerine ilişkin o yıllarda fikir verebilecek önemli gelişmelerdir.

1980’li yıllardan itibaren ise envantere 3'üncü jenerasyon uçakların girmesi ile birlikte Hava Kuvvetleri imkan ve kabiliyetleri yeni boyutlar kazanmış, uçuş eğitim sistemi bu envanter yapısına göre düzenlenmiş ve Hava kuvvetleri 2000’li yılları karşılayacak eğitim hazırlık seviyesine ulaşmıştır. 

Bu kapsamda Türk Hava Kuvvetleri 1993 yılından itibaren Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda Ghedi Üs’sünde, 29 Mayıs 2000 tarihinden itibaren ise Aviano Üssünde bir filosu ile konuşlanarak Bosna-Hersek ve Kosova harekatlarına katılmış ve 7 Ağustos 2001 tarihi itibarı ile hiçbir olay meydana gelmeksizin 35647.30/10626 saat/sorti uçuş yaparak görevini tamamlamış ve Türkiye’ye dönmüştür.

Teknik ve akademik eğitim olanak ve yetenekleri de aynı düzeyde gelişmiş ve 1990’li yıllardan itibaren çok çeşitli ülkelerden, çeşitli rütbelerdeki personel Hava Harp Okulu, Hava Teknik Okullar Komutanlığı, Hava Lisan Okul Komutanlığı, uçuş okulları ve özellikle fizyolojik eğitim merkezlerinde yüksek teknoloji ürünü eğitimlerine alınmaya başlanmıştır.

28/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Türk Hava Kuvvetleri’nden Hendekliler'e jest

HENDEK Belediyesi'nin talebini geri çevirmeyen Türk Hava Kuvvetleri, kullanılmayan bir F- 4 savaş uçağını, ilçe merkezindeki Bayraktepe'de sergilenmek üzere verdi.

Hendekliler, 1925 ve 1936 yıllarında aralarında para toplayarak devlete 2 uçak bağışlamıştı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Hendek Belediyesi’ne gönderilecek eski savaş uçağı, Bayraktepe'ye konulacak. Hendek Belediye Başkanı Ali İnci 1925- 1936 yılları arasında Hendekliler'in para toplayıp devlete iki uçak aldıklarını belirterek şunları söyledi:

“Biz de Bayraktepe'ye hibe uçak verilmesini talep ettik. Türk Hava Kuvvetleri’yle yazışmalar olumlu sonuç verdi. Türk Hava Kuvvetleri Bayraktepe’de sergilenmek üzere kullanılmayan bir F- 4'ü, Eskişehir 1'inci Hava İkmal Merkez Komutanlığı’ndan ilçemize gönderecek.”
Savaş uçağını almak için Eskişehir’e giden Başkan Ali İnci, Yüzbaşı Murat Taşkesen, Endüstri Mühendisi Sema Çaylı, Teknik Sorumlu Berna Atak ve Uçak İş Yükü Sorumlusu Uğur Aksoylu ile görüştü. Hendek’e nakliyesiyle ilgili bilgi alışverişinde bulunan Başkan İnci ve teknik ekip, uçağın en kısa sürede Hendek’e nakliyesi ve montajı konusunda görüş birliğine vardı.

Başkan İnci, “Hendek'in bağış uçaklarıyla ilgili bilgilere, makbuzlara ve resimlere ulaştık. Bununla gurur duyduk. Biz de Türk Hava Kuvvetleri’nden Bayraktepe'de sergilenmek üzere bir tane kullanılmayan uçak istedik. Ve çabalarımız sonuçsuz kalmadı” dedi.

27/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Uzay yolculuğu ertelendi

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Türk Hava Kuvvetlerinin kuruluşunun 100. yılında uzaya Türk astronot gönderme projesinin ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı. Savunma ve Havacılık Dergisi'nin sorularını yanıtlayan Babaoğlu, özetle şöyle konuştu:

UZAYA ASTRONOT GÖNDERME PROJESİ ERTELENDİ

Proje, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu nezdinde gündeme getirilmiştir. Bu kapsamda yapılan girişimler sonucunda, ABD’nin 2010 yılında mevcut uzay mekiklerini servis dışı bırakacağı, yeni mekiği ise 2012 yılı sonrasında hizmete alacağı öğrenilmiştir. Rusya Federasyonu ise 2010 - 2012 tarihleri arasında, Uluslararası Uzay İstasyonu’na yapılan tüm insanlı uçuşları kendileri yapacağından beklentilerimizi karşılayamamıştır. Uzaya insanlı uçuş gerçekleştirebilen üçüncü ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin ise insanlı uzay programının çok yeni olması yüzünden yakın gelecekte bu ülkeye ait sistemler ile astronot gönderilmesinin mümkün olamayacağı değerlendirilmiştir.

ABD'DEN YENİ İHA ALINACAK

ABD tarafından üretilen Global Hawk, insansız hava aracı üzerindeki sensörlerle birlikte hazır olarak alınacak, yer sistemleri ise projeye katılan ülkelerin sanayilerinin katılımıyla geliştirilecektir. Global Hawk, 65 bin feet (yaklaşık 20 kilometre) irtifada 36 saate kadar uçabilmektedir. Global Hawk için geliştirilen MT-RTIP radar sensörleri, çeşitli boyutlarda ölçeklenebilen görüntü üretmektedir. Planlanan sistem mimarisi, NATO istihbarat birimlerinin eş zamanlı görüntü elde etmesine, harekata katılan birliklerin ise işlenmiş bilgiye ulaşabilmesine imkan tanımaktadır. İHA’lara göre kabiliyetleri son derece yüksek olan stratejik İHA’lar, insanlı uçak platformlarına göre maliyet etkin olabilmektedir.

JSF'LER 2014'TE HİZMETTE

Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) Projesi kapsamında üretilecek olan F-35A uçakları, yeteneklerin sürekli artırılması ve geliştirilmesini öngören blok yaklaşımıyla üretilecektir. Bu kapsamda 2014 yılında tedarik edilecek ilk uçaklar Blok-3 kabiliyetlerine sahip olacaktır. 2016 yılında Blok-4 kabiliyetlerine sahip uçakların ve takip eden her iki yılda bir de yeni Blok uçağın geliştirilmesi öngörülmektedir. Uçak sayısı konusunda tam karar verilmiş değildir.

18/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Mehmetçikten selam var

Genelkurmay Başkanlığı bayramda da boş durmuyor. Genelkurmay yaklaşık 40 kişilik bir gazeteci grubu için arefe günü ve bayramın birinci gününü kapsayan bir güneydoğu turu hazırladı. O 40 kişilik gazeteci grubunda bende varım. Bizi Ankara'dan getiren kasa uçaktan indik ve skorsky'ye bindik. Henüz havalanmamıştık ama ben korkudan neredeyse ölecektim. Yükseldikçe aşağıdaki sarp dağlar coğrafyanın keskinliği Mehmetçik'lerin orada yaşadıklarını özetliyordu. Ben bunları düşünürken gözüm helikopteri kullanan pilota takıldı. Pilotumuz bir kadın üsteğmendi. Adı da Hülya Ercan. Milyonlarca kadın arefe günü evinde bayram hazırlığı yaparken o az önce operasyondan dönmüş şimdi de güvenliği bir an bile aksatmadan bizi taşıyordu...

Tüm Türkiye 9 günlük bayram tatilini yaşarken, Mehmetçik sınırda 24 saat nöbet bekliyor, teröristlere karşı devriyeye ve operasyona çıkıyor.

Genelkurmay Başkanlığı, yaklaşık 40 kişiden oluşan gazeteci grubunu, bayram için Güneydoğu’ya getirdi.


Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’ın da eşlik ettiği gezi, en zor coğrafyayı kapsayacak şekilde planlanmıştı.


İlk durak, 1984 yılında PKK terör örgütünün ilk saldırıyı yaptığı Eruh oldu.


Batman’a askeri uçaklarla yolculuk yapan gazeteciler, buradan 6 sikorsky helikopteriyle, Eruh’a götürüldüler.


Eruh’un güvenliği Siirt’teki 3. Komando tugayına emanet. Tugay Komutanı Tuğgeneral Özhan Ayaş eşliğinde, Eruh’a yukarıdan bakan Bayırdüzü 2. Komando taburu da, gazetecilerin ilk ziyaret yeri oldu.


Bölgenin kritik durumu nedeniyle, Bayırdüzü üssü de bölgede kilit önem taşıyor. Mehmetçik, devriye olsun, pusu ya da operasyon olsun, tüm görevlere bu üs bölgesinden çıkıyor.


Nitekim Tuğgeneral Ayaş da, askerlerinin silah ve teçhizatının mükemmel seviyede olduğunu vurgulayarak, “bu tugayın komutanı olmaktan gurur duyuyorum” diyor.

 

BAYRAM-SEYRAN DEMEDEN DEVRİYEDEN GELENLER, DEVRİYEYE ÇIKANLAR…

 

Biz, Bayırdüzü’ne arefe günü gittik. Ancak bayrama sadece saatler kala, burada devriyeden dönen, devriyeye giden Mehmetçikle karşılaştık.

 

İlk grup, 3 günlük devriyeyi tamamlayıp dönen 4. komando kolu iken, 17 kişilik diğer grup, devriyeye çıkmak üzere “Komando andını” okuyordu. Bu Mehmetçik grubu, biz Bayram’da rahat edelim diye, tüm bayram günlerinde Eruh dağlarında devriye gezecek.

 

SIRTLARINDA 35 KİLO TAŞIYORLAR

 

Mehmetçiğin devriyesi zor; Sırtlarında yaz aylarında yaklaşık 30-35 kilo, kış aylarında ise 50-55 kiloluk sırt çantaları taşıyorlar. Ellerindeki ağır silahlar ise cabası.

Ancak, yine de hiçbirinde en ufak bir rahatsızlık yok. Hepsinin söylediği ortak cümle “Milletimiz bayramda rahat etsin biz burada görevdeyiz” oldu.


Kimisi televizyon kameraları aracılığıyla ailesine sevgisini iletti. Kimisi bölgede olmaktan gurur duyduğunu söyledi. İşte bayramda herkes tatildeyken iki günlük keşif görevinden dönen birkaç Mehmetçiğin bizim aracılığımızla Türkiye’ye gönderdiği mesajlar:

 

Veysel Uğur Körküt (Bartın)

 

Bizi asla merak etmesinler. Arkadaşlarımızla beraber burada bayramı geçirmekten onur duyuyoruz.

 

Rıdvan Erdemli (Manisa)

 

Terhisine 52 gün kalan Rıdvan,  “Eşimin ve ailemin bayramını kutluyorum. Burada olmaktan onur duyuyorum” dedi.

 

Astsubay Osman Büyüksu

 

“Türk milletinin gözü arkada kalmasın. Biz görev başındayız”

 

Astsubay Bilge Yener

 

"Türk milleti için ne zaman görev verilirse yapmaya hazırız. Dün ailemle görüştüm. Bayramı kızımla beraber geçirecekler" dedi.

KONTERNEYLERDE HAYAT…

 

İkinci durağımız ise Şırnak'taki Küpeli Dağı bölgesi.


Burada 1175 metrede kurulmuş geçici Görmeç üssünde, konteynerlerde yaşayan Mehmetçiklerle tanıştık.


Üsten bakınca, sağ tarafta Şırnak şehir merkezi, solda Gabar dağı görünüyor.


Üste görevli kimi Mehmetçik, sürekli Gabar dağını gözlerken, kimisi de operasyona ya da devriyeye çıkıyor.


Kısacası Görmeç’te de bayram tatili yok.


Üssün bağlı olduğu 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Tahir Bekiroğlu, üs bölgesinin, Namaz Dağı, Bestler Dereler Bölgesi ve Cudi Dağı'nı gördüğünü kaydederken, taburun Küpeli Dağı'na iniş ve çıkışları kontrol altına almak amacıyla buraya konuşlandığını da anlatıyor.


Üs geçici olduğundan, her şey konteynerler içinde:

Mehmetçik konteynerde uyuyor, yemek yiyor, hatta internete giriyor.


Evet evet;


1175 metre
yükseklikte, Küpeli dağının tepesindeki Görmeç’te, internet bile var.


Konteynerler klimalı, üste bir terzi ile fırın bile bulunuyor.

 

SÜRPRİZ: MEHMETÇİĞİN EN YAKIN İKİ DOSTU: MAYINCI KÖPEKLER

 

Ve Görmeç’te bizi bir de sürpriz bekliyor;

Burada sadece Mehmetçik yaşamıyor. İnsanoğlunun en yakın dostu, iki köpek de terörle mücadelede Mehmetçikle birlikte çalışıyor.


Kurt köpeğinin adı Gürtan. Mayın uzmanı. Aynı zamanda, operasyon sonrasında kan kokusunu takip ederek, yaralı teröristlerin bulunmasında da kullanılıyor.


Tazının adı ise Gaga. Bomba uzmanı. Çevre bölgelerden istek oldukça, her ikisi de, Mehmetçikle birlikte göreve gidiyorlar.

 

GECE GÖRÜŞ SİSTEMİ DE VAR

 

Üs bölgesinde, Nikon dürbünle yaklaşık 4 kilometre derinliğinde bölgeyi izleyebilen Mehmetçik, gece görüş sistemleriyle 24 saat bölgeyi kontrol ediyor.

 

ŞIRNAK’A GECE UÇUŞU VE BAYAN PİLOT

 

Ancak gece görüş sistemi sadece üste değil; Bizi taşıyan helikopterlerde de var.

Üstelik bir de sürpriz: Görmeç’ten Şırnak’a yaptığımız gece uçuşunda helikopterimizin pilotu da bir bayan;

Jandarma Üsteğmen Hülya Ercan. 2003 yılı mezunu Ercan, aynı zamanda Jandarma’daki tek bayan helikopter pilotu.

 

GÖRMEÇ’TEN DE TÜRKİYE’YE MESAJ VAR: “RAHAT OL TÜRKİYE, BİZ BURADAYIZ..”

 

Görmeç’te görüştüğümüz askerlerin ruh hali de Eruh’takilerden farksız. İşte 365 gün, 24 saat görevdeki Mehmetçik’in bazılarının bizimle paylaştığı duyguları;

Piyade onbaşı Umut Karakadılar: “Ailemin bayramını kutluyorum. Burada olmaktan gurur duyuyorum. Bu bayram ailelerimizden uzaktayız, ancak arkadaşlarımızla mutluyuz. Şehitlerimizden devraldığımız nöbeti onurla sürdürüyoruz"

 

Piyade er Ercan Tosun “Herkesin bayramını kutluyorum. Her şey vatan için"

 

Piyade Er Gökhan Ürün “Ankara’daki aileme selam gönderiyorum. Bu bayram evden ayrı kalacağımız için hüzünlüyüz, ancak burada olmaktan mutluyuz"

 

Muğlalı Piyade Er Emrah Yılmaz “Burada görev yapmak herkese nasip olmaz. Burada çok iyiyim. Ailem beni merak etmesin"

 

Denizlili Piyade Er Serkan Karaçoban "Ailemin ve şehit ailelerinin ellerinden öperim, bayramlarını kutlarım. Burada rahatımız iyi. Bizi merak etmeyin" dedi.

Adıyaman'daki ailesiyle ankesörle telefonla konuşan Piyade Er Mehmet Selvisu, “Ailemden ayrı olduğum için biraz üzgünüm. Ancak vatani
görevimi yaptığım için de gururluyum. Burada görev yapmak herkese kısmet olmaz"

 

HELİKOPTERDE DOĞDU, ADI NERİMAN OLDU

 

Bölgedeki Mehmetçik terörle mücadele dışında, halkın günlük hayatında da son derece etkin ve yardımcı. Bunun son örneği, 7 Kasım’da, Okçular köyünde yaşandı.


Hamile bir kadın doğum yaparken, ortaya sağlık açısından sıkıntılı bir durum çıkınca, askerden yardım istendi. Bölgeye giden helikopterin amacı, kadını hastaneye yetiştirmekti.


Ancak bebek hastaneyi beklemedi, helikopterde doğuverdi.


Tabii kız bebeğin adı da, doğuma yardımcı olan askeri doktorun eşinin adı oldu; Neriman…

 

 

 

8/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Mehmetçikten selam var

Genelkurmay Başkanlığı bayramda da boş durmuyor. Genelkurmay yaklaşık 40 kişilik bir gazeteci grubu için arefe günü ve bayramın birinci gününü kapsayan bir güneydoğu turu hazırladı. O 40 kişilik gazeteci grubunda bende varım. Bizi Ankara'dan getiren kasa uçaktan indik ve skorsky'ye bindik. Henüz havalanmamıştık ama ben korkudan neredeyse ölecektim. Yükseldikçe aşağıdaki sarp dağlar coğrafyanın keskinliği Mehmetçik'lerin orada yaşadıklarını özetliyordu. Ben bunları düşünürken gözüm helikopteri kullanan pilota takıldı. Pilotumuz bir kadın üsteğmendi. Adı da Hülya Ercan. Milyonlarca kadın arefe günü evinde bayram hazırlığı yaparken o az önce operasyondan dönmüş şimdi de güvenliği bir an bile aksatmadan bizi taşıyordu...

ŞIRNAK'TAKİ TEK BAYAN YÜZBAŞI'DAN TÜRKİYE'YE MESAJ

 

Şırnak’taki bayramlaşma töreninde Tabip Yüzbaşı Nihal Eryılmaz asker annelerine ve Tüm Türkiye’ye bir mesaj gönderdi ve “Evlatları burada güvende” dedi.

 

Tabip Yüzbaşı Nihal Eryılmaz... Bu karargâhtaki tek bayan o. Tabip Yüzbaşı Eryılmaz Elazığlı ve üçüncü yılını doldurmuş.

 

Askerliğin çok onurlu bir meslek olduğunu söyleyen Tabip Yüzbaşı Eryılmaz asker annelerine ve Tüm Türkiye’ye de bir mesajı var.

 

“Mehmetçik anneleri üzülmesin, evlatları burada güvende”

 

2016 METREDE MEHMETÇİK NÖBETTE

 

Şırnak’taki karargahta bayramlaşmanın ardından sınır karakollarına gitmek için skorskylere bindik. 6 skorsky havalandı ve Beyaz Kaya Sınır Karakolu’na indik.

 

Fakat dağlık alan olduğu için helikopterler tek tek inmek zorunda kaldı.

 

Burası Beyaz Kaya Sınır Karakolu. Tam sıfır noktası. Mehmetçik burada tam 2016 metre yükseklikte nöbet tutuyor, vatan toprağını bekliyor.

 

Bulunduğumuz yerin karşısı Kuzey Irak toprakları. Karşımızda Kato Dağı var ve onun arkasında da PKK kampları…

IFIR NOKTASINDA BAYRAMLAŞMA

 

Jandarma Tümen Komutanı Tümgeneral Tahir Bekiroğlu sıfır noktasında omuz omuza görev yapan askerler ve köy korucularının bayramını kutladı. Bekiroğlu yaptığı kısa konuşmada “Bayram günü Mehmetçik ve köy korucuları bu noktada görev yaptığı için ülkenin bayramı huzur içinde geçirdiğini vurguladı.

 

“Önce vatan diyerek zor koşullar altında görev yaptığımızı biliyorum. Ama bu nedenle ülkemiz bayramı huzur içinde geçiriyor” dedi.

 

"ELLERİNDEN ÖPERİM ANNE"

 

Ankara’lı Uzman Jandarma Çavuş Hayri Koç “Ailemin uzağındayım ama sınır hattını koruyorum. Biz burada olduğumuz için ailelerimiz rahatta. Tüm gazilerin ve şehit annelerinin ve ailemin bayramını kutluyorum”

 

Artvinli Serdar Gündoğu “Ailemin ellerinden öperim. Rahat olsunlar biz buradayız”

 

 

GÜRVİL ÜS BÖLGESİ

 

Gürvil Üs Bölgesindeyiz..  PKK’nın Sinad Kampı’nın tam karşısına kurulan bu bölge, kilit öneme sahip. Çünkü burası teröristlerin geçiş noktası…

 

BATMAN'DA OLUMSUZ HAVA KOŞULLARI

 

Gürvil Üs Bölgesi'nden helikopterlerle Mardin'e geldik. Mardin'den önce Batman'a gidecektik fakat Batman'daki olumsuz hava koşulları nedeniyle oraya gidemedik.

 

Benim bulunduğum helikopterde bulunan Jandarma Tümen Komutanı Tümgeneral Tahir Bekiroğlu'nu Şırnak'a indirik.

 

Şu an Ankara'ya gitmek için uçağımızı bekliyoruz.


8/12/2008 | Kategori: Turk Ordusu | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |