PKK'dan kaçan teröristlerin Amerikan ordusuna paralı asker y
PKK'lı Coniler, Kuzey Irak'tan Afganistan'a gönderiliyor. Türkiye'nin üç istihbarat birimine göre de PKK'nın silahlı militan sayısı yüzde 50 azaldı.
İran Haber Ajansı'nın (İRNA) 13 Ocak'ta Newroz TV'yi kaynak göstererek geçtiği haber, Türkiye'de heyecan uyandırdı. Habere göre, PKK'nın İran'da faaliyet gösteren kolu PJAK, 'silah bırakarak ayrılıkçı faaliyetlerine' son verdi. Ancak kısa bir süre sonra konu netlik kazandı ve taraflardan açıklamalar geldi. Hem PJAK hem de İran güvenlik güçleri olayın doğru olmadığını duyurdu. İran, PKK ile olan mücadelesinin sürdüğünü üstüne basa basa izah etti. PJAK ise önümüzdeki dönemde çatışmaların daha da şiddetlenebileceğini deklare etti. Aynı tepki PKK merkezinden de geldi. Peki, gerçekte PKK'da neler oluyor?
Aslında bu sorunun cevabı son günlerde daha da anlamlı hâle geldi. Zira 29 Mart'taki yerel seçime ve Ergenekon'a kilitlenen siyasi gündem, PKK'yı ikinci, hatta üçüncü sıraya itmiş durumda. Fakat bu PKK terörüyle mücadele iyice boşlandı manasına gelmiyor. Nitekim yapılan çalışmalar ve atılan adımlar 1978'den bu yana Türkiye'de terör estiren PKK konusunda giderek sona yaklaşıldığının habercisi niteliğinde. Hava operasyonları, Ergenekon-PKK ilişkisinin ortaya çıkması, hükûmetin Kürtçe TV ile birlikte Kürt meselesine yönelik açılımları, Türkiye'nin Kuzey Irak yerel yönetimiyle yakın ilişkiler içine girmeye başlaması, örgütteki kopuşları hızlandırdı. Bu vesile ile fırsat yakalayan örgüt mensupları, küçük kitleler hâlinde örgütten kaçmanın yollarını arıyor. Ergenekon-PKK ilişkisinden dolayı Zaza Grubu ile PKK'da başlayan kopuş giderek derinleşiyor.
İddialara göre, Ergenekon-PKK ilişkisinin ortaya çıktığı günden bu yana yaklaşık 1500 kadar militan, örgüt kamplarından kaçtı. PKK kaynakları da bu bilgiyi doğruluyor. Örgütün önemli isimlerinden Duran Kalkan tarafından yaklaşık bir ay önce yayımlanan örgüt içi bildiride kaçışların sebebinin araştırılması ve kopuşların bir an önce önlenmesi için sıkı tedbirlerin alınması isteniyor. Kalkan'ı korkutan bir başka gerçek daha var: Cazibesini yitiren PKK'ya alternatif yeni güçlerin devreye girmiş olması.
PKK'dan ayrılan örgüt mensupları Kuzey Irak'a dağılırken bazılarının ise Amerikan ordusu ile irtibata geçtiği ileri sürülüyor. İddiaya göre, Erbil'in Ankawa bölgesinde bulunan Amerikan Ofisi, PKK'dan kaçan sağlıklı, genç ve iyi eğitimli örgüt mensuplarını paralı asker olarak Afganistan'a gönderiyor. Bağdat'ta kısa bir eğitimden geçirilen PKK'lılar, daha sonra kendilerine verilen yeni bir kimlikle sözleşmeli asker oluyor. PKK'lıları para karşılığında yurtdışına çıkaran bir itirafçı, bu amaç için Amerikalılardan teklif alıp çalıştığını belirtiyor. Şu anda Türkiye'de tutuklu bulunan şahsın verdiği bilgiler, Kuzey Irak'taki PKK'lılarca da doğrulanıyor.
Hezir kod adlı Suriye kökenli eski bir PKK'lı, yakından tanıdığı 15 arkadaşının Amerikan ordusuna katıldığını vurguluyor: "İyi para veriyorlar. Buradan kendi ülkemize gidemediğimiz için aslında bu yol iyi. Hayatta kalınırsa iyi para kazanıp bir süre sonra Green Cart sahibi olma durumu da var." Aslında Amerika'nın PKK'lıları paralı asker yapması örgütü de kızdırdı. Amerika aleyhine konuşmayan PKK yöneticileri son dönemlerde ABD'yi düşman ilan etti. Terörist Cemil Bayık, "ABD ile AK Parti aynı zihniyette. Bunlar PKK'yı çeşitli vaatlerle bitireceklerini düşünüyor." diyerek üstü kapalı mesaj veriyor.
PKK'dan kaçanlar, ülkelerine dönmekten ziyade, bir şekilde hayatlarını idame ettirmenin yolunu arıyor. Kuzey Irak'ta Türkiye'ye gelmek için bekleyen 3500 teröristin yanı sıra son on yılda PKK'dan kaçan 4500 teröristin Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği'nden (KYB) kimlik aldığı ve bazılarının Peşmerge güçlerine katıldığı ileri sürülüyor. Ancak militan devşirerek sayısını korumaya çalışan PKK'nın, ayrılanların yerini artık dolduramadığı da aktarılıyor.
Yakalanan ve örgütün eleman temini işlerini organize eden E.A. isimli terörist, eskiden Kuzey Irak'a ayda 250-300 kişi katılırken son dönemlerde bu sayının 35-40'a kadar düştüğünü aktarıyor. Aslında bu PKK açısından gelinen son noktayı gösteriyor. Bu durumun PKK'nın mevcut silahlı militan sayısının yarı yarıya düştüğünü ortaya çıkardığı belirtiliyor. Emniyet, MİT ve askerî istihbaratın ortak tespitine göre PKK'da şu anda görev yapan toplam militan sayısı 3500. Bu rakam 7 bin mevcuda sahip bir örgüt için oldukça hızlı bir düşüşü gösteriyor. Elemanı azalan PKK'nın önemli kamplardaki örgüt sayısını da düşürmek zorunda kaldığı aktarılıyor. 50 kişiden oluşan kamplardaki sayıların 15, hatta yer yer 5'e kadar indirildiği aktarılıyor.
PKK'nın felsefi manada çöktüğü de ileri sürülüyor. Kürdistan hayalinin bitmesi, örgütün Kürtler için mücadele etmediğinin anlaşılması, devlete karşı gibi göründüğü hâlde devletteki bazı yapılarla birlikte hareket etmesi, üst düzey yöneticilerin yaşantıları, devletin açılımları ve yasalardaki düzenlemeler kaçışları artırıyor. İddiaya göre, PKK-Ergenekon irtibatının tespiti PKK'yı derinden sarstı. PKK'yı bölen Ergenekon ilişkisi, bundan sonraki aşamalarda da örgüt için yeni sıkıntılara gebe. Bunun için örgüt yöneticileri PKK'nın Ergenekon ile olan ilişkisini ya Diyarbakır Cezaevi'nde tutuklu Şemdin Sakık'a bağlıyor ya da kendilerinin bazı devlet organlarını kullanmak için irtibat hâlinde olduklarını ileri sürüyor.
Duran Kalkan, geçen hafta yaptığı açıklamada Ergenekon operasyonunu küçümserken PKK'nın Ergenekon ile ilişkisinin olmadığını yandaşlarına anlatmaya çalışıyor. Kalkan, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek'in PKK ile olan irtibatını inkâr etmiyor ancak onların örgütü kendi taraflarına çekmek için görevlendirildiğini savunuyor. Kalkan, PKK'nın İbrahim Şahin ve Levent Ersöz ile ilişkisinin olmayacağını da tuhaf bir şekilde ileri sürüyor. Kalkan, Türkiye'deki Ergenekon karşıtlarının söylemlerini kullanarak bu operasyonun siyasi olduğunu ve yeni derin devletin oluşturulduğunu da ileri sürüyor. Duran Kalkan, özetle militanlarına 'bu davaya inanmayın' diyor. Tabii Kalkan, yandaşlarını Ergenekon ile ilgili bilgilendirirken, aynı zamanda 2009 yılının zorlu geçeceği ve saldırıların devam edeceği tehdidinde de bulunuyor.
1/2/2009 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Türk askerine Gazze yolu göründü
Türk askerinin Gazze'de gözlemci statüsünde görev yapma önerisine İsrail de daha yakın.
Konu, bu akşam Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Babacan’ın
![]() |
Zeynep Gürcanlı YAZIYOR |
Köşk’te gerçekleştirilen toplantıda, öncelikle Gazze’de “ateşkes” sağlanması için Ankara’nın atacağı diplomatik adımlar, ardından da bölgeye bir “gözlemci gücü” yerleştirilmesinin yolları üzerinde duruldu.
AB DE, KENDİ GÜCÜNÜ KONUŞLANDIRMAK İSTİYOR
Ancak, Başbakan Erdoğan’ın Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinde ele alınan “gözlemci gücü”nün bir benzerini de Avrupa Birliği bölgeye yerleştirmek istiyor.
İşin ilginci ise, AB ülkeleri ile Ankara, Türkiye’nin AB’ye “aday ülke” olmasına rağmen, girişimlerini büyük ölçüde “ayrı ayrı” gerçekleştirmeleri.
Türkiye, “barış gözlemcisi” planı için arkasına Müslüman ülkeleri, özellikle de Arapları almaya çalışırken, AB, doğrudan İsrail’le temasa geçmiş durumda.
Başbakan Erdoğan’ın bölge turunun ardından, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy de aynı bölgeye, “AB gücü yerleştirilmesini” görüşmek üzere gidiyor.
İSRAİL, TÜRK GÖZLEMCİLERE DAHA YAKIN
Türk Dışişleri’nden alınan bilgiye gore, İsrail “AB gözlemci gücü” önerisinden çok, Türkiye’nin “BM şemsiyesi altında uluslararası gözlemci” fikrine sıcak bakıyor.
Nitekim, İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni de, AB heyetiyle bugün yaptığı görüşmenin ardından, Gazze’ye AB gözlemcisi önerisini reddetti.
5/1/2009 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Kerbela faciası (1) - YAZI DİZİSİ
| Kerbelâ faciası, yalnızca 10 Ekim 680 yılında Hz. İmam Hüseyin'le Yezid arasında geçen bir olay olarak ele alınamaz. Kerbelâ olayına nasıl gelindi, bu olayı meydana getiren etkenler nelerdi? |
| Muharrem ayı gerek dinler tarihi gerek İslam tarihi gerekse insanlık tarihi açısından olağanüstü öneme sahip bir aydır. Bu ayda pek çok tarihsel olay yaşanmıştır. Dinsel kaynaklarda belirtildiğine göre bu ayda yaşanan başlıca olaylar şunlardır Adem Peygamber, 10 Muharrem günü eşi Havva ile buluşmuştur. Nuh Peygamber, 10 Muharrem günü tufandan kurtulmuştur. Ayrıca o gün gemide kalan erzakları bir araya getirerek aşure pişirmiştir. Aşr, on demektir, aşur veya aşura, Muharrem'in onuncu günü pişirilen buğday tatlısıdır. İbrahim Peygamber, Nemrut'un attığı ateşten kurtulmuştur. İshak veya İsmail Peygamber, kurban olmaktan kurtulmuştur. Yakup Peygamber, oğlu Yusuf'a kavuşmuştur. Eyüp Peygamber, ağır dertlerinden kurtulmuştur. Yunus Peygamber, balığın karnından kurtulmuştur. Musa Peygamber, Firavun'un gazabından kurtulmuştur. Kızıldeniz 10 Muharrem günü Musa'ya yol vermek için ikiye ayrılmıştır. Hazreti Muhammed, Mekke'den Medine'ye bu ayda hicret etmiştir. Görüleceği üzere pek çok peygamber bu mübarek günde tehlikelerden kurtulmuş, düşmanları da helak edilmiştir. Yalnız bir istisna yıl var ki, işte o sene yüreklerin tâ iç kısmına kan damlamıştır. 10 Muharrem 680… Cihâna doğan İslâm güneşinin üzerinden henüz üç çeyrek asır bile geçmemişti. Son resul Hakka yürüyeli, sadece yarım asır olmuştu. O nur deryasından feyz alan sahabelerin bir kısmı henüz hayattadır. Lâkin, hilâfet merkezinin başında bir zalim bulunmaktadır. O zalimin adı Yezit Bin Muaviye'dir… Yezit'in zulmünün kökü ta peygamberin vefatına ve hatta öncesine değin varmaktadır. Bu nedenle Kerbela Faciasının anlaşılabilmesi için peygamber dönemine gitmek ve Mekke'de Arap toplumu arasındaki akrabalık ilişkilerine değinmek gerekmektedir. Kerbelâ faciası, yalnızca 10 Ekim 680 yılında Hz. İmam Hüseyin'le Yezid arasında geçen bir olay olarak ele alınamaz. Kerbelâ olayına nasıl gelindi, bu olayı meydana getiren etkenler nelerdi? Geriye doğru dönüp, bu feci olayın tarih süreci içersindeki oluşum safhalarını görmek lazımdır. Bunun için de Kureyş kabilesi ve bu kabileyi temsil eden Haşim Oğulları ile Ümeyye Oğullarını tanımamız gerekmektedir. Zira bu iki kabile arasındaki akrabalık derecesi ve aralarındaki husumetin nedenlerinin neler olduğunu bilmeden Kerbela Faciasını yeterince anlayabilmek mümkün değildir. Konuya, Hz. Muhammed'in soyunun geldiği İbrahim Peygamber ve onun oğlu İsmail Peygamber ile başlayalım. Bilindiği gibi, İbrahim Peygamber, oğlu İsmail ile birlikte Kâbe'yi inşa etti. Hz. İbrahim, burada dinini yaymaya çalıştı. Daha sonra da oğlu İsmail bu görevi sürdürdü. Hz. İsmail, Cürhüm kabilesinden evlendiği kızlarla, neslini çoğalttı. İşte yüzyıllar sonra İslam dinini ve Müslümanlığı tebliğle görevlendirilecek olan Hz. Muhammed'in soyu olan Kureyş kabilesi de İsmail Peygamber'in evlendiği Cürhüm kabilesinden gelmektedir. Kâbe'den dolayı Mekke şehri kutsallık kazandı ve günden güne önemi arttı. Böylece Hz. İsmail'in soyundan gelen Kureyşliler, Mekke ve Kabe'ye egemen oldukları için Arap yarımadasının değişmez hakimi durumuna geldiler. Bu arada Mekke yönetimini elinde bulunduran Huzaelilerin başkanı Huleyl, kızı Hubbey'i, Kureyş kabilesinin başkanı Kusay (Zeyd) ile evlendirdi. Huzaelilerin başkanı Huleyl ölünce de Mekke'nin ve Kâbe'nin yönetimi Kusay'ın karısına kaldı ve böylece Mekke'nin ve Kâbe'nin yönetimi , Kureyş kabilesinin başkanı Kusay'ın eline geçmiş oldu. Kusay, Kabe'yi yeniden onardı ve pek çok yenilikler yaptı. Kusay'ın ölümünden sonra Mekke'nin ve Kâbe'nin yönetimi, Kusay'ın büyük oğlu Abdüddar'a geçti. Abdüddar'ın ölümünden sonra ise Kureyş kabilesinin başına Abdülmenaf geçti. Abülmenaf'ın tek batında doğan iki oğlu vardı ve bunlardan birinin adı Haşim (Amr), diğerinin adı Abdüşşems idi. Abdülmenaf, Kâbe'nin yönetimini iki oğlu arasında bölüştürdü. Hacılara su dağıtımı (sikaye) ile yiyecek dağıtımı (rifade) görevleri, Abdümenaf'ın oğlu Haşim'e (Amr) verildi. Diğer görevler ise Abdülmenaf'ın diğer oğlu Abdûşşems'te kaldı. Ancak, bir müddet sonra Abdûşems'in oğlu Ümeyye, kendi yönetimlerindeki görevlerin gelirleriyle yetinmeyip, amcası Haşim'in gelirlerinden de pay almak için harekete geçti. Kâbe'nin en önemli görevlerinin, amcası Haşim'in elinde bulunmasını bir türlü sindiremiyor, sürekli kavga çıkarıyordu. Bu kavganın nedenleri arasında Kâbe'nin öneminden dolayı Mekke'nin günden güne gelişerek, Arap Yarımadası'nın en önemli ticaret merkezlerinden biri durumuna gelmiş olması da yer almaktadır. Mekke'nin ve Kâbe'nin bu özelliklerinden dolayı Ümeyye, amcası Haşim'i bir türlü rahat bırakmıyordu. En sonunda Haşim ile Ümeyye, mahkemelik oldular. Davayı kaybeden Ümeyye, on yıl müddetle Mekke'den Şam'a sürgüne gönderildi. Bir müddet sonra Haşim öldü. Onun ölümünden sonra cezası sona ermiş olan Ümeyye de Mekke'ye döndü. Fakat kısa bir süre sonra o da ölünce Kâbe'nin yönetimi, Haşim'in kardeşi Muttalib'in eline geçti. Diğer tarafta Haşim'in daha önce Medine'de evlendiği eşinden Şeybe adında bir oğlu vardı. Bu çocuk büyümüş, delikanlı olmuştu. Muttalib, Kâbe'nin yönetimini eline alınca, Medine'ye gidip Haşim'in oğlu Şeybe'yi Mekke'ye getirdi ve Kâbe'nin yönetimine ortak etti. Muttalib, yeğeni Şeybe'yi Medine'den Mekke'ye getirirken devesinin arkasına bindirmişti. Halk, Şeybe'yi Muttalib'in kölesi sanmış ve ona Muttalib'in kölesi anlamına gelen "Abdulmuttalib" demişti. Daha sonra Şeybe adı unutulmuş, Abdulmuttalib adı halk arasına yerleşmişti. Abdulmenaf'tan sonra kabile "Haşimiler" ve "Ümeyye" oğulları (Emeviler) olarak ikiye ayrıldı. Haşimoğulları Abdümenaf, Haşim (Amr), Muttalib, Abdulmuttalib (Şeybe), Abdulmuttalib'in oğulları, Abdullah ve Ebu Talip'tir. Abdullah'ın oğlu Hz. Muhammed, Ebu Talib'in oğlu ise Hz. Ali'dir. Ümeyye oğulları Abdülmenaf, Abdüşşems, Ümeyye, Harb, Sahar (Ebû-Süfyan), Muaviye ve Yezid'dir. Özetleyecek olursak, önceleri Haşim ile Ümeyye arasında başlayan bu mücadele, âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'in Haşimi soyundan gelmiş olmasıyla birlikte bir kat daha arttı. Ümeyye oğullarını çileden çıkaran en büyük sebep de bu oldu. Görüleceği üzere, İslamlık öncesi Kâbe ve Mekke'nin yönetimiyle başlayan bu iki kabilenin düşmanlıkları, daha sonra Hz. Muhammed ile onun karşıtları olan Ebu Cehil, Ebu Leheb ve Ebu Süfyan arasında devam etti. |
30/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
CHP'li Arıtman'a en iyi cevap
CHP’li Canan Arıtman’ın, özür kampanyası için ’düşünce özgürlüğü’ diyen Cumhurbaşkanı Gül’e yönelik, "Annesinin etnik kökeni araştırılsın" sözleri tepki çekmişti. Hatta kendi partisi başta olmak üzere toplumun her kesimi Arıtman'ın söylediği sözleri tasvip etmemişti. Arıtman'a en iyi cevap yine CHP'den geldi. Bugün İstanbul'da CHP'ye 5 bin kişi katıldı. CHP saflarına katılanlar arasında Ermeni, Musevi vatandaşlarla çarşaflı ve türbanlı kadınlar vardı.
CHP ye katılan 5 bin kişiyi temsilen 45 kişiye rozet takıldı. CHP saflarına katılanlar arasında türbanlı ve çarşaflı kadınların da olması dikkat çekti.
Yerel seçimler öncesinde siyasi partilerde hareketlilk devam ediyor. İstanbul için AKP'nin karşısına iddialı çıkmaya hazırlanan CHP aralarında Ermeni, Musevi vatandaşlarla, AKP, ÖDP ve ANAP 'tan yüzlerce kişiyi saflarına kattı.
CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlenen törende, Bakırköy'den 3 bin, Beylikdüzü'nden 500, Kağıthane'den 320, Esenyurt Kıraç'tan 400 kişinin CHP 'ye katıldığı açıklandı. Törende 5 bin kişiyi temsilen 45 kişiye rozet takıldı. CHP rozetlerini vatandaşlara CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal taktı.
TEKİN'DEN TOPBAŞ'A DÜELLO TEKLİFİ
Tekin, "15 yıldır AKP iktidarının İstanbul'u hangi noktaya getirdiğinin en canlı tanıkları sizlersiniz" dedi. Başbakan Erdoğan'ın '3 Y' iddiasıyla ortaya çıktığını söyleyen Tekin, iktidarın yolsuzluk batağına battığını kaydetti. "CHP'ye ilginin asıl nedeni 3 Y'dir" diyen Tekin, " Yolsuzlukla ilgili önümüzdeki günlerde İstanbul'daki manzarayı da göreceksiniz. Topbaş'a rica ediyorum. İstanbul'da neler oluyor; yürekleri yetiyorsa tartışmak istiyorum" dedi.
Tekin istifasını Genel Başkan Deniz Baykal'a sunduğu yönünde gazetelerde çıkan haberlere ise, " Bu adaylık süreci içinde Sayın Genel Başkanımız ve Merkez Yürütme Kurulumuz hemen hemen bütün ilçe başkanlarımızın istifalarını alırlar. Gerek duyduğu zaman da istifaları işleme koyarlar" diye cevap verdi.
CHP'YE KATILAN TÜRBANLI VE ÇARŞAFLILAR DİKKAT ÇEKTİ
Daha sonra törene geçildi. Aralarında Rum, Ermeni ve Musevi vatandaşlarla değişik siyasi partilerden birçok kişiye CHP rozeti takıldı. Tören sırasında çoğu kişi ayakta kalırken, ilginin oldukça fazla olduğu görüldü. CHP saflarına katılanlar arasında ilk dikkat çeken türbanlı ve çarşaflı kadınlar oldu. Türbanlı kadınlardan biri olan Aslıhan Öztekin, daha önce Cumhuriyet evlerinde çalıştığını ve CHP'ye katılmaya karar verdiğini söyledi. "Başkanımızın arkasındayız" diyen Ertekin, oldukça heyecanlıydı.
ALMAST VE ŞAHİN DE BABALARINA DESTEK VEREREK CHP ROZETİ TAKTI
CHP'ye katılanlar arasında olan babaları Avukat İbrahim Menteşoğlunu desteklemek için törene katılanlar arasında Menteşoğlu'nun kızı Almast Menteşoğlu ve oğlu Şahin Menteşoğlu da vardı. Almast çocukların daha iyi bir geleceğe kavuşması için CHP'yi desteklediğini söyledi.
NOEL BABA DA CHP'Lİ OLDU
Bu arada Noel Baba da CHP 'li oldu. Noel baba kılığına girerek törene katılan Zeytinburnu Spor Kulübü Başkanı İsmail Meracı, "İstanbul'u alacağız "diyerek CHP saflarına katıldı.
CHP'YE KATILANLAR ARASINDA ERMENİLER DE VARDI
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Tek çare pekmez
Osteoporoz Hasta Derneği Başkanı Prof. Dr. Ülkü Akarırmak, kalsiyum açısından çok zengin olan pekmezin, osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltmakta yararlı bir gıda olduğunu söyledi.
Akarırmak, “kemik erimesi” ya da “kemik zayıflaması” olarak da bilinen osteoporozun, kemik miktarındaki azalma ve kemik kalitesindeki bozulma nedeniyle kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalık olduğunu belirtti. |
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Dünyadan İsrail'e tepki
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği, 155 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıların ardından dünyadan sert tepki geldi
AB/Fransa: AB Dönem Başkanı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İsrail'i hedef alan roket saldırılarının ve İsrail'in Gazze'ye yönelik bombardımanının hemen durdurulmasını istedi. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Fransa'nın İsrail'in güneyi ve Gazze Şeridi'ndeki şiddetin artmasından büyük endişe duyduğu belirtilerek, "Durumu bu noktaya getiren sorumsuz provokasyonlar ve orantısız güç kullanımı" kınandı. Rusya: Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik "geniş çaplı operasyonu" durdurması istenirken, Hamas'tan da İsrail topraklarını hedef alan roket saldırılarına son vermesi çağrısında bulunuldu. Açıklamada, şimdiden çok sayıda sivilin ölmesine ve Filistin halkının acı çekmesine neden olan Gazze'ye yönelik geniş çaplı operasyonların hemen durdurulması gereğine işaret edildi. Pakistan: Pakistan Devlet Başkanı Asıf Ali Zerdari de bölgenin karşı karşıya olduğu sorunların tek çözüm yolunun "diyalog" olduğuna işaret etti. Libya: Libya lideri Muammer Kaddafi, İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırıları düzenlemesinin ardından Arap liderleriyle görüştü. Libyalı üst düzey bir yetkili, "Kaddafi'nin İsrail'in Gazze'deki kasaplığının ardından sert ve ciddi bir tutum belirlemek üzere Arap liderleriyle temasa geçtiğini" belirtti. İngiltere: İngiltere, İsrail'in saldırılarından "derin endişe" duyduğunu belirterek, İsrail hükümetinden "son derece ölçülü" olmasını istedi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, İsrail'e yönelik roket saldırılarının da hemen durdurulması çağrısında bulundu. İran: İran ise "Siyonist rejimin Gazze'deki sivilleri hedef alan geniş çaplı saldırısını şiddetle kınıyoruz" açıklamasında bulunarak, masum insanlara karşı saldırıların kabul edilemeyeceğini bildirdi. |
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Erdoğan: Barışa darbe vuruldu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldıraya tepki göstererek, "Bu barışa vurulmuş bir darbedir" dedi.##
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze'ye saldırısına tepki göstererek, ''Barış için bu kadar çabaları sarf ettiğimiz bu dönemde, İsrail'in böyle bir yola tevessül etmesini her şeyden önce barışa indirilmiş bir darbe olarak görüyorum'' dedi.
Erdoğan, TBMM'de gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlarken, şunları söyledi:
''Barış için bu kadar çabaları sarf ettiğimiz bu dönemde, İsrail'in böyle bir yola tevessül etmesini her şeyden önce barışa indirilmiş bir darbe olarak görüyorum. Barış teşebbüslerine indirilmiş bir darbe olarak görüyorum. Ben, bugün doğrusu İsrail-Suriye görüşmeleri ile alakalı İsrail Başbakanı Olmert'i aramayı düşünürken, bu arama işlemini iptal ettim ve aramıyorum. Çünkü bu bize karşı da yapılmış saygısızlıktır. Biz şu veya bu ülke değiliz. Her şeyden önce demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyiz.''
Başbakan Erdoğan, BM'yi göreve çağırdı.
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Arap Birliği acilen toplanıyor
Arap Birliğinin, İsrail'in Gazze'ye yönelik hava saldırılarının ardından acilen toplanacağı açıklandı.
Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, 150'den fazla kişinin ölümüne neden olan İsrail saldırıları karşısında ortak bir tutum belirlemek üzere Birlik üyelerinin yarın veya ertesi gün Kahire'de toplanacağını söyledi.
Musa, Arap Birliğinin BM Güvenlik Konseyindeki tek üyesi olan Libya'nın da Konseye acilen toplanması çağrısında bulunacağını belirtti.
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
İsrail Gazze yakınındaki İsraillileri uyardı
Gazze'deki tüm güvenlik tesislerinin, İsrail'in düzenlediği hava saldırılarında imha edildiği açıklandı. Hamas yetkilisi, saldırılarda Gazze kenti ile civarındaki tüm güvenlik tesislerinin yerle bir olduğunu söyledi.
Sağlık çalışanları, saldırılarda en az 140 kişinin öldüğünü söylemişlerdi. Yaralı sayısının ise 250'den fazla olduğu belirtiliyor.
Saldırıları doğrulayan ve Hamas'a ait güvenlik noktalarının hedef alındığını açıklayan İsrail, Gazze yakınlarında yaşayan İsraillilere, olası misillemeleri göz önünde bulundurarak, daha güvenli bölgelere gitmeleri çağrısında bulundu.
İsrail'in hava saldırılarında hedef aldığı karakolların birinde yerlerde yatan onlarca üniformalı güvenlik görevlisi cesedinin görülebildiği ve onlarcasının da yıkılan binaların enkazı altında olduğu bildiriliyor. Hava saldırılarında hedef alınan karakollar sivil yerleşim yerlerinde bulunuyor.
Görgü tanıkları, ilk saldırının Gazze'de çocukların okuldan çıktığı sırada düzenlendiğini belirtiyor. Dumanların yükseldiği Gazze kentinde sirenlerin çaldığı ve annelerin çocuklarını aradığı bildiriliyor.
Bu arada, hedef alınan bölgelere koşuşan sivillerin yaralıları araçlarıyla hastanelere yetiştirmeye çalıştıkları da gelen haberler arasında yer alıyor.
İsrail, gerekli görülmesi halinde saldırıların devam edebileceğini açıkladı. Hamas ile Filistin'deki diğer örgütler ise yandaşlarına, İsrail'in saldırılarına karşılık vermeleri çağrısında bulundu.
Hamas, açıklamasında, "Direnişi, kanımızın son damlasına kadar sürdüreceğiz" ifadesini kullandı.
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
İsrail füzeyle saldırdı: En az 155 ölü
İsrail Gazze'ye 30 füze fırlattı. Hamas sözcüsü saldırıda en az 155 kişinin öldüğünü açıklarken, hastane kaynakları ölü sayısının 140 olduğunu belirtti. Hamas da İsrail'in güneyine roket saldırısı başlattı. Olayda bir İsrailli öldü.
İsrail ile Hamas arasındaki 6 aylık ateşkesin süresinin dolmasının ardından Hamaslı militanlar İsrail'e roketli saldırılar başlatmıştı. İsrail Başbakanı Edud Olmert ise Hamas'a saldırıları durdurması için 48 saat süre tanımıştı. Ancak Olmert'in verdiği süre dolmadan İsrail ordusu Gazze Şeridi'ne 30 füze saldırısı gerçekleştirdi.
EN AZ 155 ÖLÜ
Hamas sözcüsü, saldırıda en az 155 kişinin öldüğünü açıklarken, Filistinli hastane kaynakları saldırıda ölü sayısının 140'ye çıktığını belirtti. Hava saldırısında 200'den fazla kişinin de yaralandığı açıklandı. Füze saldırısında Hamas polis şefinin öldüğü haberleri geliyor. Hamas sözcüsü Gazze'deki bütün karargahlarının İsrail tarafından vurulduğunu açıkladı.
İSRAİL 30 FÜZE ATTI
İsrail hava kuvvetlerinin bölgedeki hedeflere 30 kadar füze fırlattı. Saldırı Gazze'de büyük hasara yol açarken, Hamas'a ait güvenlik noktalarıyla Gazze limanı zarar gördü.
Kent sakinleri, birçok patlama sesi duyduklarını, kentin çeşitli kesimlerinden duman yükseldiğini ifade etti. Hamas yetkilileri de saldırıda kendilerine ait güvenlik noktalarının hedef alındığını belirtti.Filistinli güvenlik kaynakları ise Hamas'a ait birkaç tesisin yerle bir edildiğini bildirdi.
İSRAİL'E ROKET SALDIRISI: 1 ÖLÜ
Hamas ile Filistin'deki diğer örgütler de, İsrail'in bugün düzenlediği hava saldırılarının ardından yandaşlarına "intikam" çağrısında bulundu. İslami Cihad örgütünden ve ardından Hamas ile diğer örgütlerden yapılan yazılı açıklamalarda, tüm militanlara "İsrail'in kıyımına yanıt vermeleri" talimatı verildi. İsrail'e düzenlenen roketli saldırıda bir İsraillinin öldüğü açıklandı.
İSRAİL: HAMAS'IN YÖNETİM KADROSUNA SALDIRABİLİRİZ
İsrail, Gazze'deki saldırılarına Hamas'ın yönetim kadrosunu hedef alarak devam edebileceğini açıkladı.
Ordu sözcüsü Avital Leiboviç, Gazze'deki saldırıları çerçevesinde Hamas yöneticilerini hedef alabileceklerini söyledi.
ŞİMON PERES: "GAZZE ŞERİDİ'NE GİRMEYECEĞİZ"
Saldırı öncesi Suudi gazeteye demeç veren İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne girmeyeceğini söyledi.
Peres, İsrail'in Gazze'ye yönelik bugün düzenlediği hava saldırılarından önce Suudi Eş Şark El Avsat gazetesine verdiği demeçte, "Savaş olmayacak. Gazze'ye girmeyeceğiz, roket saldırılarını durdurmanın başka yolları var" dedi.
İsrail Cumhurbaşkanı, "Gazze'yi geri dönmek için terk etmedik" diye konuştu. Peres'in demeci gazetede bugün yayımlandı.
ABBAS: DÜNYA İLE TEMASA GEÇTİK
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail saldırılarını durdurmak için birçok ülkeyle temasa geçtiğini açıkladı. Ziyarete bulunduğu Suudi Arabistan'da açıklama yapan Abbas, "Gazze Şeridi'ndeki hain saldırı ve katliamları durdurmak için birçok ülkeyle acilen temasa geçtik" dedi.
27/12/2008 | Kategori: Haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı




